Ben Senin Gülen Yüzünü Sürdüm Arsiz Yaralarima

BEN SENİN GÜLEN YÜZÜNÜ SÜRDÜM ARSIZ YARALARIMA
Gözlerinden bir yudum nefes alıp, sana yazıyorum yine.
Yürek mürekkebiyle yazılmış onca karalamaya inat
seni yaşıyorum satırlarımda.
Sen ve ben.
İki ayrı kentin sabahında aynı güneşle uyanan iki sevdalı.
İmkansızlığın içinde yokluğun acı nefesinde aşkı soluyan iki yürek.
Suyla ateşin geceyle güneşin birbirlerini sevmesi gibi imkansız olsa da aldırma.
Yağmuru dilenen kuru toprak gibi her sabah nefesini soluyorum ben.

Biliyorum hicbir zaman kapımı çalmayacak ellerin
hiçbir zaman ellerini tuttugumda avuç içlerin terlemeyecek.
Bırak bu dünya bize hasret borcu olsun.
. Kavuşmasın sırtlarımız birbirlerine.
Değmesin dudaklarımız dudaklarımıza.
Sevgi bu değil mi ?
Yokluğunda bile sevmeyi bilmek.

Gözlerim bağlı halde karanlıkta merdiven inerken
hep senin sevdana yürür gibi emindim adımlarımdan.
Başımı kaldırdığımda gözlerinin içinde sıcak iklimleri gördüm.
Dokunduğum herşey de ellerinin sıcaklığını aradım durdum.
Oysa ellerini hiç tutmadım ki.
Baktığım her noktada gözlerinin derinliğindeki umudu sevdim.
İnan gözlerini hiç yakından görmedim ama hep seni yaşadım.
Rüzgarın, hep senin saçlarına ılık MELTEM gibi dokunduğunu bildim.
Görmeden sevmeyi, dokunmadan hissetmeyi öğrendim…….

Yorum Ekle